Geçmişten Günümüze Konut Sektörü

  • Yazar: Dilara Sur
  • 22.01.2018
  • 0 YORUM

Satış ve Proje Müdürü - Social Internet HQ

Dilara Sur
dilara@social-internet.co

Birleşmiş Milletlerin ajandasındaki ana gündem maddelerine bakıldığında; konut, barınma, çevre ve küresel iklim değişikliği, enerji, su gündemin en başında yer almakta. Dünya’da gündem böyleyken, Türkiye içinde barınma oldukça önem taşımakta…

Türkiye’nin mevcut genç ve dinamik nüfusunu göz önünde bulundurduğumuzda, nüfusun %65’i 35 yaşın altında ve her sene %1,5-2 gibi artan nüfus sayesinde konut ihtiyacı her zaman ülke gündeminde yer almakta.

1970’lerde kooperatifleşme yoluyla yürütülen konut politikaları, 2003 senesi sonrasında farklı yöne gitmesiyle, TOKİ üzerinden alt gelir projeleri, sosyal konut projeleri ve yine TOKİ’nin bağlı iştiraklerinden Emlak Konut ile birlikte orta üst gelir projeler geliştirildi. Emlak Konut’un geliştirdiği orta üst gelir projelerinden elde ettiği karla TOKİ’den arsa temin etmesi ve arsa satışlarıyla elde ettiği gelirle sosyal konut projelerini hayata geçirmesi bu süreci destekledi. Fakat her ne kadar Türkiye’de son 15 sene içerisinde 7 milyon konut inşa edilmiş olsa bile sosyal konut sayısı sadece bu toplamın %10’u civarında yani sadece 700 bin civarında. Bu sonucu tekrar değerlendirmek istediğimizde ise, bu rakam yetersiz kalmış durumda. Türkiye demografisine baktığımızda ise orta alt gelir sosyal konut projeleri nüfusun en az yüzde 50’sini kapsaması gerekirken elde ettiğimiz sonuç toplamın sadece %10’u.

Bugün gelinen noktada ise Türkiye’nin yeni bir konut politikası izlemesi önemli gündem maddeleri arasında…

Konut ihtiyacının yoğunlaştığı gelir grubunda daha kısa sürede proje üretimi için, firmaların sadece belli bir proje gelir grubuna konut geliştirip, bu konutları satmaya çalışması yerine, büyük çaplı daha organize olmuş kurumsal gayrimenkul geliştirici firmaların da orta alt gelir projelere de dahil edilmesi ya da buralarda proje yapılmaya teşvik edilmesi oldukça önem arz etmekte.

 Son 5 seneye baktığımızda ise en yüksek konut satış rakamlarını görüyoruz. 1 milyon 150 bin ile başlayan satışlar her sene üzerine 100’er bin adet koyarak bu sene 1 milyon 410 bin konuta ulaşmış durumda. Geçtiğimiz seneden günümüze bakacak olursak %5,2’lik bir artış görülmekte. 

Türkiye’deki konut satışlarının ise yaklaşık olarak %55’ini ikinci el, %45’ini ise birinci el konutlar oluşturmaktadır.

Faiz oranları düştükçe ve ipotekli konut kredilerine erişim kolaylaştıkça birinci el konut satışlarının yükseldiğini gözlemliyoruz.

Fakat bu durum İstanbul gerçeğinde bütün firmaların hep aynı gelir grubuna yönelik proje üretmeleri satış sirkülasyonunun azalmasına yol açmış durumda. Kentin belli bölgelerinde arz talep dengesini gözetmeyen projelerin geliştirilmesi ve bu geliştirilen projelerin belediyelerin arz-talep dengesini gözetmeksizin ruhsat vermesi, satış fiyatlarını olumsuz bir şekilde etkiledi. Bu durum bazı firmaların projelerini tamamlayamamasına hatta iflaslarına yol açtı.

Bütün bu gerçekleri göz önünde bulunduracak olursak Türkiye yeni bir konut politikası izleyerek yeni bir döneme girmelidir.

Bu durumda, imarlı alt yapısı olan arazi teşvikleri, proje finansmanın daha kontrollü olması için ise özel sektörün, ilgili devlet birimlerinin ve banka ve finans kuruluşlarının bir araya gelerek PPP (Public Private Partnership / Kamu Özel Sektör İşbirliği) tarzı iş birliği modeli oluşturması, parça parça site üretimleri yerine devlet teşvikleriyle daha büyük ölçekli içinde tüm imkanların var olduğu, daha teknolojik, sosyal  ve çevreci uydu kentlere yönelmesi  gelecek dönemde, mevcut duruma önemli çözümler sağlayabilir nitelikte.

Etiketler:
Birleşmiş Milletler, TOKİ, proje finansman

MAKALE 728X90

Yorum Yap

İstenilen alanları doldurarak haber hakkında yorumunuzu gönderebilirsiniz.

Yorumlar

Bu makale için yapılan 0 yorumu görüntülemektesiniz.